8/1/2007 - ....


Her şey yüzyılın başında, hızla değişen Londra'da başlar. Sihirbazların ünlü ve en üst mertebede idol olarak kabul edildikleri bir zamanda, iki genç sihirbaz şöhrete giden yolu çizmeye başlarlar. Gösterişli, sofistike Robert Angier (Hugh Jackman) tam bir şovmenken, yontulmamış ve gelenekçi Alfred Borden (Christian Bale) sihirli fikirlerini gösterme yeteneğinden yoksun, yaratıcı bir dahidir. Birbirlerini takdir eden arkadaşlar ve ortaklar olarak yola çıkarlar. Ama en büyük numaraları ters gidince, aralarında ömür boyu sürecek bir düşmanlık başlar; ikisi de bir diğerini geçme ve altüst etme niyetindedir. Sürdürdükleri aşırı rekabet, her numarayla, her gösteriyle daha da büyür; ta ki sınır tanımayana, hatta elektriğin yeni ve inanılmaz güçlerini ve Nikola Tesla'nın bilimsel dehasını işin içine dahil edene dek... Herkesin hayatı pamuk ipliğine bağlıdır. El çabukluğuyla sunulan sarsıcı sürprizlerle dolu film; inancın güvenin ve mümkün olanın en uzak, en karanlık sınırlarının keşfedildiği heyecan dolu bir dünyaya dalar.
Aslında Bayramın son günü yaptığım bir etkinlikti. Size yazmaya fırsat bulamadım.
Film ailecek izlenecek bir film...
Ben beğendim...
bu hafta sonuda Tatil filmine gitmek istiyordum ama nasi olmadı nasipse haftaya gideceğim...
ve dün akşam bir kez daha anladım ki harika bir şehirde yaşıyorum
her köşesi birbirinden harika...
herköşesi diyorum çünkü dün akşam ilk önce piereloti'de türk kahvesi içmeye gittik manzara harikaydı oradan teleferikle eyüpe indik meşhur simitlerinden bir kez daha tattım.çıkışta mezarların arasından yürüdük esat çoşanı ve necp fazılı da unutmadık. ben biraz ürktüm ama neyse...
Aslında oradan taksime filme gidecektik ama sevgili ablam istemediği için gidemedik. biz de çamlıca tepesine gittik hava çok soguk oldugu için ve gece ayazı çıktığı için çok fazla duramadık ama manzara takdire şayandı.işte tam övülecek şımartılacak İstanbul ayaklarımızın altındaydı. soğuğa çok fazla dayanamadık ve oradan da ayrıldık fotograf makinasının pilleri boşaldıgı için maalesef fotograf çekemedik. ah enişte ahhhh fotograf makinasının pillerini doldursaydın yaaa....
ve sevgili nişanlım bizi okuluna boğaza götürdü orası da harika manzaralarla doluydu.
Rumeli hisarı tam yanımızdaydı. denize yakamoz vurmuştu. gece vakti çok fazla duramadık ama baharda görülecek çok şeyi olduğu kesindi.
işte bu yüzden diyorum ki takdire, şiirlere, romanlara sığmayan şımartılacak bebek gibi bir şehirde yaşıyoruz.
tuğba
|